Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Lisanı kal hakkında bir giriş…

Lisanı kalin lügat manası: konuşma ve söz ile bir manayı anlatmak tarzında ifade edilir. Bu  kelama bir başka geniş mana ile bakalım. Şöyleki; bir şeyde söylemek varsa hayat ve ruh sahibi olduğuna hüküm edilir. Çünkü hayat ve ruh sahibi olmayanlar tekellüm edemezler konuşamazlar. Eğer o zat çok manalar ifade eden bir kelam söylüyorsa düşünen bilgili ilim sahibi biri olduğuna delalet eder. Ruh kabiliyeti ve ilminin derecatı ne kadar yüksek ise o kadar çok manalar ifade eden kelimeler ile konuşur.Diğer açıdan bakarsak bizleri yaradan zat Zülcelal  dünya üzerinde yarattığı mahlukatı içinde camidat nebatat hayvanata vermediği harika bir özelliği, yani tekellüm etmek kelam ile konuşmak sıfatını arza halife olarak yarattığı insana vermiştir.Ve insanı kendine ve kelamına muhatap yaparak o kelamı ağız denilen cihazı ile okumak şerefine mazhar kılmıştır. Ayrıca insan bu tekellüm sayesinde aklının kalbinin ruhunun derinliklerinde bulunan manaları, kabiliyetleri,hünerleri başkalarına duyurur, sözler ile maksadını anlatır. Mesela ruhunun derinliklerindeki kabiliyetleri anlatan mimarsinan gibi,fakat hiç eseri olmayan biri söyleyecek olsaydı şöyle  ifade ederdi.Ben mimarlık hususunda çok hünerleri olan çok kabiliyetleri mevcut bir dahi mimarım veya Picasso gibi bir ressam , fakat hiç resim yapmamış.olan biri söyleyecek olursa ben hayalleri çok geniş hem hayalleri kadar kalemi fırçası dahi marifetli bir ressamım ve hakeza her sanat ve hüner sahibi kabiliyetini kendi ruhunun derinliklerinde sadece kendilerine malum olan gizli meziyetlerini  ayrı  ayrı kelamlarla ifade ederlerdi. Bu kelamı tahlil etmeden duyup kabul edenler olduğu gibi, gerçekten düşünen akıl sahibi olanlar acaba bu sözlerin sahibi olanlar gerçekten bu meziyete sahip midirler ? İşte bu hengâmede diğer bir anlatım şekli devreye girerki bu anlatım şekline lisan-ı hal denir. Bu lisanda şüpheye asla yer yoktur ne söylese doğru söyler . Mesela Mimar Sinan  kelamıyla yani lisanı kaliyle kendinin meziyetlerini anlattığı gibi hiç kelam etmeseydi, yani sözleriyle anlatmasaydı seksen senelik ömründe hiç konuşmasaydı sürekli eserlerini inşa edip gitseydi biz onun mimarlık dehasına hatta en ince teferruatına kadar sahip olduğuna eserlerine bakarak lisanı kalından daha ziyade  kanaat sahibi olurduk .Diğer eser ve hüner sahiplerini buna kıyas et.! Demek  eserlerinin lisan-i haliyle o zat kendini öle bir tarzda anlatıyor ki kelamından daha ziyade bize kati ve şüphesiz kanaat veriyor. İşte bizi yaratan halı kımız bu iki, meziyetide  şuurkarane kullanma kabiliyetini sadece insana vermiştir. yani insan hem lisan kailiyle  hemde       lisanı hal ile maksadını  anlatıyor.Bir nükte, bu zamanda lisanı kale çok yalan ve hile karıştığından lisan hal daha kıymetli ve ikna edici bir anlatım üslubu olarak tercih edilen bir yol olmuştur. 

Hello world!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!